Çocuk ve Ergenlerde Depresyonu Günlük Yaşamdan Okuyabilmek

Alanya Ergoterapi | Çocuk ve Ergenlerde Depresyonu Günlük Yaşamdan Okuyabilmek

Çocukların her zaman neşeli olması gerektiği düşüncesi, depresyonun fark edilmesini zorlaştıran en büyük nedenlerden biridir. Oysa her çocuk zaman zaman üzülür, hayal kırıklığı yaşar ya da içine kapanabilir. Bu durumlar gelişimin doğal bir parçasıdır. Ancak mutsuzluk haftalar boyunca devam ediyor, çocuğun günlük yaşamını belirgin şekilde etkiliyor ve daha önce keyif aldığı uğraşlardan uzaklaşmasına neden oluyorsa, artık yalnızca bir duygu durumundan değil, değerlendirilmesi gereken bir ruh sağlığı probleminden söz ediyor olabiliriz.

Depresyon; düşünceleri, duyguları, davranışları ve günlük yaşam performansını etkileyen bir duygu durum bozukluğudur. Çocuklarda ve ergenlerde erişkinlerden farklı belirtilerle ortaya çıkabilir. Özellikle küçük yaş grubunda sürekli mutsuz görünmek yerine huzursuzluk, öfke patlamaları, sinirlilik, isteksizlik veya davranış değişiklikleri ön planda olabilir. Bu nedenle yalnızca “üzgün görünmüyor” demek depresyonu dışlamak için yeterli değildir.

Araştırmalar, çocukluk ve ergenlik dönemindeki ruh sağlığı sorunlarının önemli bir bölümünün bu yaşlarda başladığını göstermektedir. Buna rağmen pek çok çocuk ve genç profesyonel destek alamadan yaşamını sürdürmektedir. Erken fark edilen belirtiler ise hem akademik yaşamı hem sosyal ilişkileri hem de gelecekteki ruh sağlığını olumlu yönde etkileyebilmektedir.

Hangi belirtiler dikkat çekebilir?
Her çocuk aynı belirtileri göstermese de aşağıdaki değişiklikler dikkatle değerlendirilmelidir:

* Önceden severek yaptığı oyunlara veya etkinliklere ilgisini kaybetmesi,
* Sürekli can sıkıntısı yaşaması,
* Arkadaşlarından ve ailesinden uzaklaşması,
* Dikkatini toplamakta zorlanması,
* Karar vermede güçlük yaşaması,
* Ders başarısında belirgin düşüş,
* Uyku düzeninin bozulması,
* İştahın belirgin şekilde artması veya azalması,
* Gün içinde sürekli yorgun hissetmesi,
* Kendisini değersiz görmesi,
* Umutsuzluk ifadeleri kullanması,
* Nedeni açıklanamayan yoğun suçluluk duyguları yaşaması.

Bu belirtiler uzun süre devam ediyor ve çocuğun günlük yaşamını etkiliyorsa mutlaka çocuk ve ergen ruh sağlığı alanında değerlendirilmelidir.

Hangi çocuklar daha fazla risk altındadır?
Tek bir neden depresyonu açıklamaz. Genellikle biyolojik, psikolojik ve çevresel etkenler birlikte rol oynar.

Riski artırabilecek bazı durumlar şunlardır:

* Ailede depresyon veya bipolar bozukluk öyküsü bulunması,
* Sürekli aile içi çatışma,
* İhmal veya istismar yaşantıları,
* Yoksulluk ve ekonomik güçlükler,
* Travmatik yaşam olayları,
* Madde kullanımı,
* Yoğun akademik baskı,
* Sosyal izolasyon.

Bu risk faktörlerinin bulunması depresyon gelişeceği anlamına gelmez; ancak erken gözlem ve destek ihtiyacını artırır.

Ergoterapi bu süreçte neden önemlidir?
Ergoterapi yalnızca beceri öğretmeyi hedefleyen bir alan değildir. Çocuğun günlük yaşamını anlamaya çalışır.

Bizler çoğu zaman şu soruyu sorarız:

“Bu çocuk neden derse odaklanamıyor?” yerine,

“Bu çocuk günlük yaşamında hangi güçlükler nedeniyle derse katılamıyor?”

Çünkü depresyon yalnızca duyguları değil; çocuğun oyununu, okul performansını, arkadaş ilişkilerini, uyku düzenini, öz bakım becerilerini ve günlük rutinlerini de etkiler.

Ergoterapistler, multidisipliner ekibin bir parçası olarak çocuğun günlük yaşam performansını değerlendirir; aile, okul ve diğer uzmanlarla iş birliği içinde çalışarak katılımı artırmayı hedefler.

Depresyon günlük yaşamı nasıl etkileyebilir?

Sosyal katılım

Çocuk arkadaşlarından uzaklaşabilir, yalnız kalmayı tercih edebilir, sosyal ortamlarda daha az bulunabilir veya ilişkilerini sürdüremeyebilir.

Oyun ve boş zaman

Eskiden heyecan duyduğu oyunlar artık ilgi çekmeyebilir. Oyun süresi azalabilir ya da çocuk yalnızca pasif etkinlikleri tercih etmeye başlayabilir.

Eğitim

Dikkat, planlama, organizasyon ve karar verme becerilerindeki güçlükler ders başarısını etkileyebilir. Çocuk “isteksiz” veya “tembel” olarak etiketlenebilir. Oysa altta yatan neden çoğu zaman motivasyon eksikliği değil, ruh sağlığındaki değişimdir.

Öz bakım

Banyo yapmak, diş fırçalamak, temiz kıyafet seçmek gibi günlük öz bakım rutinlerine ilgi azalabilir.

Uyku

Uykuya dalmakta güçlük, sık uyanma veya aşırı uyuma görülebilir. Uyku problemleri gün içindeki dikkat ve enerji düzeyini de olumsuz etkiler.

Aileler nelere dikkat etmelidir?

En önemli nokta davranışın kendisine değil, davranıştaki değişime odaklanmaktır.

Sessizleşen, sürekli öfkelenen, odasına kapanan ya da okuldan kaçmak isteyen bir çocuk yalnızca “inatçı” olmayabilir. Bu davranışlar bazen yardım çağrısının farklı bir biçimi olabilir.

Çocukların duygularını her zaman sözcüklerle ifade etmelerini bekleyemeyiz. Pek çoğu yaşadığı güçlüğü davranışlarıyla anlatır.

Bu nedenle ailelerin yargılamadan gözlem yapması, öğretmenlerle iletişimde kalması ve gerekli durumlarda çocuk psikiyatristi, psikolog ve ergoterapistten oluşan multidisipliner ekipten destek alması büyük önem taşır.

Çocukların ruh sağlığını korumak yalnızca belirtileri azaltmak değil; onların yeniden oyun oynayabilmesini, öğrenebilmesini, arkadaşlık kurabilmesini ve günlük yaşamın içinde aktif biçimde yer alabilmesini sağlamaktır. Çünkü ruh sağlığı, çocuğun yalnızca nasıl hissettiğiyle değil, hayatın içinde ne kadar yer alabildiğiyle de yakından ilişkilidir.

Picture of Rabia Tuğçe Karaman Demir

Rabia Tuğçe Karaman Demir

Demir, mesleki deneyimi ve çalışmaları sonucunda hayalini kurduğu Okupasyonel Ergoterapi, Aktivite ve Gelişim Akademisi’nin kurucu ergoterapistidir.

Etiketler :

Paylaş :

Facebook
Twitter
LinkedIn
Telegram

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Yazılar

Yardımcı Olabilir miyiz?

Eğer desteğe ihtiyacınız varsa bize ulaşarak destek talebinde bulunabilirsiniz.